Hikayeni paylaş sen de katıl bize.

Hz. Musa ve Çoban

khssasse

495

Yok

Hz. Musa ve Çoban

Hz. Musa ve Çoban

Mevlânâ Mesnevîsinde Hz.Musa ve Çoban hikayesini anlatırken Hz. Musa’nın kendi hâlinde ve kendince Allah’la konuşan bir çobana rastlamasıyla başlayan hikâyesini şöyle kurgular:

Hz. Musa (a.s.) dağları dolanırken bir çobana rastladı.Çoban, dizüstü çökmüş, ellerini semaya açmış dua ediyordu.
Bu durum Hz. Musa’nın çok hoşuna gitti. Ama çobanın duasını duyunca şaşırdı.

Ey kerem sahibi rabbim! Seni ne kadar severim bir bilsen.Ne istersen yaparım, yeter ki sen iste…
Neredesin ki sana kul, köle olayım. Çarığını dikeyim, saçını tarayayım. Elbiseni yıkayayım, bitlerini kırayım. Ey yüce rabbim, sana süt ikram edeyim. Senin elini öpeyim, ayağını ovayım… Bütün keçilerim sana kurban olsun. Bütün nağmelerim, heyheylerim senin yâdınladır rabbim!”

Çobanın böyle konuştuğunu gören Hz.Musa ,
“Ey çoban bu sözleri kime söylüyorsun, kiminle konuşuyorsun?” diye sordu.

“Bizi yaratan, işte bu yeri ve göğü halk edenle…” diye cevap verdi çoban.
Musa şöyle dedi:
“Vah vah, sen sersemleşmişsin. Yazık sen daha Müslüman olmadan kâfir oldun. Bu ne saçma söz, bu ne küfür! Çarık elbise anca sana yaraşır.
İlâhî sıfatlarda cisim sahibi olmak ve ihtiyaç sahibi olmak gibi bir şey var mı?”
Sen bu sözleri kime söylüyorsun? Amcana mı, dayına mı?
Tanrı böyle kulluk istemez.

Musa’nın sert sözleri karşısında çoban büyük bir üzüntü ve pişmanlık duyarak şöyle dedi:
“Ya Musa, ağzımı bağladın, pişman ettin beni ” dedi, ardından yana yana bir ah çekti inleyerek, başını alıp çöle doğru gitti.

Derken Musa Peygamber’e Allah’tan şöyle bir vahiy geldi:

“Ey Musa; Biz çobandan razıydık. Sen işittiklerini inkar ve küfür saydın. Bir kabahati varsa bile ne tatlı kabahatti onunki. Senin görevin ayırmak değil birleştirmektir.
Onun için övgü olan, senin için yergi olabilir.
Ona bal olan sana zehir olabilir.
Biz dile, söze bakmayız; kalbe ve hâle bakarız.
Gönül huşu içindeyse o gönle bakarız, isterse sözünde zül ve inkıyat olmasın.
Ey Musa; edep bilenler başka, içi yanmış aşıklar başka.
Âşıklar her solukta bir başka yanarlar.”

Hz. Musa hatasını anladı. Yollara düşüp o çobanı aramaya başladı. Nihayet Hz.Musa çobanı buldu:

“Müjde Allah-u Teâlâ’dan izin geldi.
Gönlün ne istiyorsa onu söyle, bildiğin gibi dua et, Allah nazarında böylesi daha kıymetlidir. Hiçbir şeye aldırma, korkusuzca çöz dilini.”

Elbette yakarmanın bir usulü vardır fakat samimi olması her şeyden evladır.

Çoban ilahi aşka ulaşmıştı, aynı halde değildi.

Ey Musa; ben o hal ve o sözden geçtim, şimdi benim halim söze sığmaz.”

Hz. Mevlana Mesnevisinde Hz.Musa Çoban hikayesiyle, ibadette önemli olan ve eksikte olsa kabulü için şart olan şeyin, ihlas ve samimiyet olduğunu anlatmıştır.

Allah katında makbul olacak olan şey; kişinin dış görünüşü ya da sahip oldukları değil, yaptığı işlerde ihlaslı olmasıdır.

İnsanlarla ilgili hüküm verirken zahirlerine bakarak değil, samimiyetlerine bakarak
değerlendirme yapmalıyız.

İnsanlarla ilgili peşin hükümlü olmamalıyız.

Allah’ın lafızlara değil de kalplere nazar ettiğini unutmamalıyız.

Be Sociable, Share!
İlginizi Çekebilir  Anneye Saygı - Hz.Musa'ya komşu olan kasap