Hikayeni paylaş sen de katıl bize.

Mizah ve Nasrettin Hoca

khssasse

1618

Yok

Mizah ve Nasrettin Hoca

Mizah ve Nasrettin Hoca

Mizah, hayatın aksak yanlarının hoş bir şekilde müşahade ve ifadesidir. Günlük hadiseleri, fikirleri beklenmedik bir zaviyeden görmek gibi vasıtalar mizahla uğraşanları besler. Mizahta en önemli unsur zekadır Nasrettin Hoca‘nın fıkralarında da bu unsur ön plandadır.

HOCA İLE EŞEĞİ

Komşularından birisi, Nasrettin Hoca’dan eşeğini istemiş.
Hoca, eşeğinin evde olmadığını söyleyerek, komşusunu baştan savmak istemiş. Bu sırada fena bir tesadüf olarak, eşek ahırda anırmaya başlamış. Bunu işiten komşu, Hoca’ya:
Yahu bak içerde anırıyor, sen bana yok diyorsun, deyince hoca:
Yahu, ak sakalımla bana inanmıyorsun da, bir eşeğe mi inanıyorsun?
Teessüf ederim. Ben senin gibi adama eşeğimi vermem, demiş,bahsi kapamış.

ŞU TURŞUYU YA SEN SAT, YA BEN!

Hoca bir ara geçim sıkıntısı ile evinde turşu yaptırıp sokaklarda dolaşa dolaşa satmayı düşünür. Fıçıyı yüklenip mahalleye çıkar, bağıra bağıra turşusunu satar. Hoca’ya akıl verirler. Turşuyu iki fıçı yaptırır, ahırında bağlı olan eşeğinin üstüne yükler; sokağa öyle çıkıp dolaşırsa, hem kendisi yük taşımaktan kurtulur, hem de bir yerine iki fıçı turşu satacağı için, daha çok para kazanacağını söylerler. Hoca, bu tavsiye doğru bulur. Denildiği gibi yapar. Daha ilk köşe başında keyifle, “turşu…” diye bağıracağı sırada eşek anırmaya başlar; hoca susar. Akşama kadar dolaşır; fakat bir kere bile eşeğin anırmasından, kendi sesini işittirip malını reklam edemediği için, turşu satamaz. Nihayet son teşebbüsünde eşek tekrar anırınca kızar, hayvana döner:
Yahu,der, şu turşuyu ya sen sat, ya ben satayım!

BUNDA BENİM NE SUÇUM VAR?

Hocanın karısı ölmüş. Hoca, bir dul kadınla evlenmiş. Yeni karısı, vakitli vakitsiz, eski kocasının meziyetlerinden bahseder dururmuş..Nihayet, bir gece hoca’nın sabrı tükenmiş, sedir üzerine serilmiş olan yatakta, kadına bir tekme vurup yere düşürmüş. Kadının kolu incinmiş, canı fena halde yanmış, gitmiş bu vaziyetten babasına şikayet etmiş. Babası pişkin bir adammış; kızının sızlanmasına kulak asmamış. Gelmiş, meselenin esasını hoca’dan sormuş. Hoca her zamanki soğukkanlılığıyla ile şu cevabı vermiş:
Arz edeyim efendim! Dinleyince sizde İnsaf edersiniz..
Bendeniz bir, bizim merhume iki, şimdiki hanım üç ve onun rahmetli efendisi… etti mi dört? Merhamet edin; benim gibi bir kalenderin yatağına dört kişi sığar mı? Kızınız yatağın kenarına rastlanmış; paldır küldür düştü… Bunda benim ne suçum var?

NASRETTİN HOCA’NIN KARISI

Hoca’ya çirkin bir kadın almışlar. Hoca, giyinip sokağa çıkacağı sırada,o nazenin, kırıtarak:
Efendi; akrabamızın erkeklerinden hangilerine görünüp, hangilerine görünmeyeceğim, diye sorunca hoca: Bana görünme de kime görünürsen görün,deyip gitmiştir.

Mutlaka Okumalısınız  Aşık Çelebi ve Sevgilisi
Son Yorumlar